Makaleler Şubat 18th, 2015

KOBİ’ler Korku İçinde

Yazar Gül Çiçek Zengin

Kobi’lerin sayısal miktar, üretim değeri, istihdam potansiyeli bakımından ülkemizdeki yeri çok büyüktür. Aynı zamanda Kobi’ler ekonomik canlılığın, istikrarın bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Ancak ülkemizdeki ekonomik kırılganlıktan en çabuk etkilenen de yine bu işletmelerdir. Kobi sahibi işverenler maalesef hiçbir zaman gerçek bir huzura ve istikrara kavuşamamaktadır. Çünkü ülkemiz içinde veya dışında oluşan en ufak bir olaydan piyasalar ve dolayısıyla Kobi’ler hemen etkilenmektedir.

Kobi patronu rahat nefes alamıyor

Ne zordur işveren olmak. Hele bir de kredibilitesi düşük, en ufak ekonomik dalgalanmadan etkilenen küçük işletme patronu isen. Üretimini/hizmetini hakkıyla yapmaya mı odaklanacaksın, müşterilerini elinde tutmaya mı yeni müşteri bulmaya mı çalışacaksın, ay içerisindeki ödemeleri mi düşüneceksin yoksa gündemi mi takip edeceksin? Başarılı bir işveren olmak istiyorsan hepsini birden başarıyla yapacaksın ki batmaya mahkum olmasın.

Kobi patronu tüm bunları birlikte düşünürken nasıl rahat nefes alsın ki?

Kobi’ler önünü göremiyor

Ülkemiz 2023 hedefleri doğrultusunda giderken Kobi’lerimiz bir yıl sonrasına koyduğu hedeflerin gerçekleşebileceğinden bile emin değil. Çünkü yarın önüne ne çıkacağını bilemiyor. Haziran 2013’deki gezi parkı olayları ekonomiyi etkiledi. Aralık 2013 operasyonu keza aynı şekilde. 30 Mart 2014 seçimi sonucundaki bekleyiş. Şimdi de Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Ekonomideki olumlu gidişatı durağanlaştıran yada eksi yönde etkileyen mutlaka bir olay var. Sonucunda ne olacağı bilinemediği için ya kriz çıkarsa diye toplum tedirginlik içerisinde. Sadece ülkemiz içerisindeki olaylardan etkilensek iyi. Yakın komşularımızdaki yaşanan toplumsal krizin ülkemize yansıması korkusu da cabası.

Bindik bir alamete gidiyoruz…

Gidiyoruz ama nereye? Büyümek sadece işverenlerin elinde olsa ne güzel olurdu. Haftasonu dahil neredeyse 7/24 çalışıyorlar. Ne bayram tatilini hakkıyla yapabiliyorlar ne de yıllık izin kullanabiliyorlar. Bu kadar çalışmanın karşılığını alabilmiş olsalardı güne korku ve tedirginlik içerisinde başlamazlardı.

Peki ne olacak bu gidişatın sonu?

Şirketi kapatsan kapatamazsın, satsan satamazsın yada kapatsan ne yapacaksın? Bu nedenle başaracağımıza olan inancımızı yitirmeden, canla başla çalışmaya devam etmekten başka çaremiz yok. Sektörümüzde farklılık yaratarak ürünlerimizin/hizmetlerimizin tercih edilmesini sağlayacağız. İşlerimizi geliştirmek için devletin verdiği tüm destekleri takip edip sonuna kadar yararlanacağız. Gerçekleşebileceğinden emin olamasak bile üç, beş ve on yıllık hedefler koyarak bu hedeflere ulaşabilmek için çalışacağız.

Ne demişler “korkunun ecele faydası yok”. Bu sebeple korkuyu sürdürmek yerine oluşabilecek risklere ve tehlikelere karşı önlem almak en doğrusu olacaktır.