Makaleler Şubat 18th, 2015

Kariyer mi, Sevdiğiniz Meslek mi?

Yazar Gül Çiçek Zengin

Aslında bu başlığa “para mı” sorusu da eklenebilir. Çünkü iyi kariyer yani etiketi olan bir iş yada sevdiğiniz meslek, ihtiyacınızı karşılayacak geliri sağlayamayabilir.

Yıllarca iyi bir iş bulabilmek için okuyoruz. Toplum tarafından marka değeri büyük olan bir firmada işe başladıysak iyi bir kariyer de yapmış sayılırız. Çünkü çevremizden bizlere dayatılan sevdiğimiz meslekten önce etiketi olan bir iş oldu. Bu işi severek yapmasak da, çalıştığımız ortamdan hoşlanmasak da iyi bir yerde çalıştığımız için kariyerimiz iyi oluyor.

Kariyerim var, çünkü Türkiye’nin büyük firmalarından birinde çalışıyorum 

Büyük firmaya işe girmek gerçekten çok zordur. Böyle bir firmada çalışabilmek için iyi eğitim almış ve en az bir yabancı dili ana dil gibi konuşmak gerekir. Bu niteliklere sahipseniz, hele bir de yurtdışında yüksek lisans yaparak akademik anlamda uzmanlaşmışsanız firma için de bulunmaz bir nimet olduğunuzu düşünebilirsiniz.

İşe girmek için başvuruda bulunduğunuz bu büyük firmadaki ilk mülakatın olumlu geçmesi kısa zamanda terfi ederek müdür olma hayalini kurmanıza neden olacaktır. İş başvurunuza olumlu yanıt almanız da bu hayallerinizin gerçekleşmesinin ilk adımı olduğunu düşündünüz. Ancak daha ilk hafta sizin gibi iyi eğitimli bir çok kişinin çalıştığını farkettiniz. Buna ragmen hayallerinizi gerçekleştirebilmek için var gücünüzle yıllarca çalışmaya devam ettiniz. Ancak ne şef, ne de müdür konumuna terfi edemediniz. Çünkü o kadar çok rakibiniz vardı ki. Ayrıca terfi edebilmenin yolunun sadece iyi eğitim almaktan yada çok çalışmaktan geçmediğini de farkettiniz. Çünkü şans, torpil vb. faktörlerin de hayatımızda olduğunu gördünüz. Ve en kötüsü de yıllar sonra o mesleğin, kariyer yapmanın sizi mutlu etmediğini anladınız. Belki de hayalinizde olan mesleği okumadığınız için başarı sağlayamadınız.

İşte bu noktada aklımıza şu soru geliyor “ kariyer mi, sevdiğim meslek mi”?

Eğer sevdiğin işi yaparsan, hayatın boyunca bir kez bile çalışmış olmazsın!

Konfüçyus çok doğru bir tespit yapmış. Ancak kaçımız, toplum, aile baskısı yada maddi kaygılar nedeniyle bu tespit doğrultusunda hayat sürdürebiliyor ki…

Başarılı insanların hayatları incelendiğinde daha küçükken bile o mesleğe olan aşkları görülmektedir. Örneğin; iyi bir müzisyenin çocuklukta çok başarılı şekilde müzik aleti çalması, ünlü bir ressamın ilkokuldayken bile resimlerinin birinci seçilmesi, iyi bir mimarın legolarla binalar yapması, mühendisin mekanik oyuncakları parçalayarak inceleyip tekrar yapması, girişimcinin çocuk yaşlarda sokaktaki çivileri toplayıp eskicilere satarak para kazanması gibi.

Müzisyen olmak isteyen bir çocuğun aile baskısıyla iyi bir üniversitede mühendislik eğitimi alarak iş hayatına atıldığını düşünün. Bu kişi tüm eğitimlerine rağmen ne kadar başarılı olabilir ki? Diyelim başarılı oldu ve iyi bir firmada müdür konumuna geldi. Peki gerçekten mutlu olabildi mi?

Mutlu ve başarılı bir toplum yaratmak istiyorsak “etiket, kariyer” kaygısından uzak kişinin yatkınlığına uygun meslekler seçilmeli. Eğer bu meslek iyi para kazandıran bir meslekse cabası.