Makaleler Şubat 18th, 2015

Eyvah neye girişiyorum!

Yazar Gül Çiçek Zengin

Yıllardır işçi olarak çalışıyorsunuz. Ama ne kadar çalışırsanız çalışın hakkettiğiniz maaşı almadığınızı düşünüyorsunuz. İşinizi diğer işçilerden ve hatta patrondan bile daha çok biliyor “ah bu işyeri benim olacaktı bak neler yapardım” diyorsunuz.

Bazen kendi işinizi kurmayı düşünüyor ama sermaye yetersizliği nedeniyle vazgeçiyorsunuz.

İşte tam bunları düşündüğünüz bir anda patronunuzla tartışıyor ve kendi işinizi kurmaya karar veriyorsunuz. Ama tam olarak neye giriştiğinizi bilmeden gişirime başlıyorsunuz.

Girişimcilik desteklerini de duyunca iş kurmanın tam zamanı diyor ve artık özgür olacağınızın, çok para kazandığınızın hayalleriyle yaşamaya başlıyorsunuz. İstediğiniz zaman işyerinizden çıkacak ve kimseye hesap verme zorunluluğu olmamasının mutluluğunu yaşayacaksınız.

Eğer sizinde böyle bir hayaliniz var ise, işe girişmeden önce yazdıklarımı dikkate almanızı tavsiye ederim.

İyi para kazanacağım!

 Türkiye’de yeni kurulan işletmelerin ilk 3 yılda iflas ettikleri söyleniyor. İşletmeler ya bekledikleri pazar payını yakalayamıyor, rekabet edemiyor yada alacaklarını tahsil edemiyor. Yani kısacası evdeki hesap çarşıya uymuyor.

İşletme giderlerini tam olarak hesaplamadan şirket kuran, çalıştırdığı personelin maaş giderinin işverene maliyetini tam olarak bilmeyen o kadar çok girişimci biliyorum ki. Örneğin; asgari brüt ücret 1.021,50 TL, net 730,28 TL(Agi’siz). Girişimci kendisine olan maliyeti brüt ücret tutarı kadar olduğunu düşünüyor. Halbuki 1.021,50 TL brüt ücret üzerinden yüzde 20 işveren SGK payı, %2 işveren işsizlik sigorta payı ekleniyor. Yani asgari ücretin işverene toplam maliyeti 1.246,23 TL.

Artık karlılık oranları da eskisi gibi değil. 1970’li yıllarda işyerini açmış bir çok işverenle konuştuğumda, o zamanlar karlılık oranlarının yüzde 30 civarında olduğunu, 15 yıl öncesinde yüzde 15’e düştüğünü, artık yüzde 5 kar yapmanın iyi kar olduğunu belirtiyor. Kısacası artık çok para kazanmanın yolu kendi işini yapmaktan değil, işyerinde Ar-Ge, inovasyon yaparak farklılık yaratmaktan geçiyor.

Tüm giderleri doğru hesaplayarak şirketinizi kurduğunuzu, karlılığınızın da yüksek olduğunu var sayalım. Fakat bazen de, hatta sıklıkla iş yaptığınız firmalardan alacaklarınızı tahsil edemediğiniz oluyor. Sizin de kendi ödemeleriniz olduğu için bu sefer de bankalara kolunuzu kaptırıyorsunuz.

Ayrıca vergi yükümlülüğünüz nedeniyle devlet şirketinizin kar ortağı olacak, siz para kazanmasanız bile o hissesinden payını alacak.

Girişimcilik destekleriyle şirket kurma düşünceniz var ise, emin olun o da düşündüğünüz gibi olmayacak.

 Esnek çalışma saatlerim olacak, kimseye hesap vermeyeceğim!

Sabah erken kalkma, akşam mesai bitimini bekleme derdi yok. İstediğiniz saatte öğle yemeğinizi yer, özel işlerinizi halletmek için çıkarsınız. Hayali bile çok güzel.

Fakat yine düşündüğünüz gibi olmayacak. İşçi olduğunuz dönemde günde 9 saat çalışıp haftasonu tatil yaparken artık 7 gün min. 15 saat çalışıyor olacaksınız. İşinizi takip etmek zorunda kalacak, dışarıdayken her an iş düşünüyor olacaksınız. Alacak ve borçlar aklınızdan hiç çıkmayacak.

Sabahları işe geç gitmeyi alışkanlık haline getirdiğiniz de ise belli bir süre sonra çalışanlarınız da rahatlayacak ve işe geç gelmeye başlayacak.

Evet kimseye hesap vermeyeceksiniz ama işlerini tam olarak yapmayan, iş yapmaktan kaçınan, sürekli geç kalan çalışanlarınız olacak. Yani hesap sormaktan yorulacaksınız.

İstediğim zaman tatile gideceğim!

Bu fikri kafanızdan tamamen çıkarın. Tam tersine kendi işinizi kurduğunuz zaman bulunduğunuz il’den bile çıkacak zamanınız olmayacak. Diyelim ki kendinize vakit ayırabildiniz ve bir haftalığına yaz tatiline çıktınız. Kumsalda güneşlenirken telefonunuz hiç susmayacak, laptopunuzdan yine işinizi takip edeceksiniz. Tatile çıkacaksınız ama beyniniz tatil yapamayacak.

Gül’ce; tüm bunlara rağmen halen girişimci olmayı düşünüyorsanız bu hırsla kesinlikle başarılı olacaksınız demektir.