Makaleler Şubat 18th, 2015

Ekonomide öncü deprem!

Yazar Gül Çiçek Zengin

Ekonomik krizlere karşı önlem alabilmek için geleceği öngörebilmek, geleceği öngörebilmek için de geçmişi incelemek gerekir.

20.ve 21. yüzyıldaki ekonomik krizlere baktığımızda krizlerin genellikle finans kesimi, yani hisse senedi piyasasındaki büyük çöküşler, döviz piyasalarında yaşanan sert ani çıkış ve inişler, likidite sıkışıklığı ve bankacılık sisteminde yaşanan sıkıntılardan kaynaklandığını görüyoruz.

Şiddeti ve süresi yönünden dünyadaki en büyük kriz 1929 yılında ABD’de patlak verdi. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD büyümeye başlamış, toplumun refah düzeyi yükselmişti. Bu dönemde bankalar aracı kurumlara krediler vermiş ve bu krediler hisse senedi alımlarında kullanılmıştı. Aracı kurumlar kredi ile aldıkları hisse senetlerini teminat göstererek bankalardan yine fon kullanarak hisse senedi almışlardı. Sonunda New York borsası çökmüş ve bu çöküş insanları paniğe sürüklemişti. Mevduatla hisse senedi alan bankalar art arda batmaya başlamıştı.

***

1973 yılında Ocak ayında 2,59 dolar olan arap petrolü 1974 yılı Ocak ayında 11,65 dolara yükseldi. Petrol fiyatlarında yaşanan bu sert yükseliş özellikle Batı Avrupa ve Japonya’da büyük paniğe neden oldu. Bu fiyat artışları ile birlikte borsalarda büyük düşüşler yaşandı.

***

1990’lı yıllarının başında Meksika ekonomisi hızlı bir büyüme ivmesi yakaladı. Ancak siyasi çekişmeler nedeniyle yaşanan suikastler sonucunda ekonomi olumsuz etkilenerek 1995 yılında Meksika parası yüzde 50 değer kaybetti.

***

Yine 1990’lı yıllarda Güney Doğu Asya yıllık yüzde 8 gibi ciddi bir ekonomik büyüme hızı yakalamıştır. Bu büyüme Malezya, Filipinler, Singapur, Endonezya ve Tayland’ı derinden sarmış ve küresel krize dönüşmüştür. Kriz ülkemizde özellikle tekstil sektörünü kötü etkilenmiştir.

***

1990’lı yılların sonunda yaşanan diğer bir kriz ise Rusya krizidir. Aslında bu kriz yönetim krizi idi. Türk finansal piyasaları üzerinde de bu krizin etkisi büyük oldu. Özellikle İMKB’de büyük düşüşler yaşandı.

***

2001 yılında ülkemizde yaşanan siyasi gerginlikler nedeniyle başbakanın, “devlet yönetiminde kriz var” açıklaması sonucunda mali piyasalarda panikle başlayan süreç, kamu bankalarının likidite ihtiyacının karşılanamaması nedeniyle ödemeler sistemini kilitlenmesiyle devam etti. Banka sistemindeki çöküşü önlemek için TL’nin yabancı para karşısındaki değeri dalgalanmaya bırakıldı. Sonuçta TL’nin değeri yüzde 40 oranında düştü.

***

Ülkemizi derinden etkileyen 2008 krizi ise ABD’de mortgage kredisinin kullanımının artması sonucunda kredi piyasasının çökmesi nedeniyle başladı. Kredi faizlerini ödeyemeyen düşük gelirli ailelerinin iflas etmelerine ve konutlarına el konulmalarına neden oldu. Ülkemizde bankacılık sistemi doğrudan etkilenmesede reel piyasalarda büyük çöküş yaşandı.

***

2008 bu yana ülkemizin büyüme ivmesini yakalamasına rağmen krizin etkileri halen sürmektedir. Ancak asıl korkutan konu 2008 krizinin etkileri bitmeden yeni bir kriz çanlarının çalmaya başlamasıdır. Son zamanlarda görülen borsa endeksindeki durağanlık, Euro ve Dolar’daki artış, piyasadaki nakit sıkıntısı, kredi kartı limitleri ile taksitlendirmedeki sınırlamalar, taşıt ve konut kredisindeki peşinat yükümlülüğündeki artış, tüketici kredilerindeki vade kısalmaları ve siyasetteki olumsuz gelişmeler yaşanacak şiddetli bir depremin öncüsü olduğu söylenebilir.